Koçi Bey Risaleleri

Barkod : 9789759971212

Kapak Tasarımı : Gökçen Yanlı

Baskı Sayısı : 1.Baskı

Baskı Yılı : 2008

Sayfa Sayısı : 320

Kağıt Cinsi : 2.Hamur

En-Boy-Yükseklik : 17,00 X 24,50 X 3,00

FİYAT BİLGİLERİ

Net Fiyat : 75,00 ₺

KDV Oranı : 0,00 %

Etiket Fiyatı : 75,00 ₺

KDV li Net Fiyat : 75,00 ₺

Ürün Açıklaması

KOCi BEY RİSALELERİ Çocuk yaşta devşirilerek istanbul'a getirilen Arnavut kökenli devlet adamımız Koçi Bey hakkında çok az bilgiye sahibiz. Topkapı Sarayı'nın kalbinde, Enderun'da eğitilip yetiştirilmiş, bilim ve siyaset alanlarında bilgili, zamanının seçkin kişilerinden biriydi. Küçük yaşta tahta çıkan Sultan IV. Murad'a 1631 yılında sunduğu devlet idaresi ve saltanat işlerindeki sorunlara geçmişteki örneklere dayanarak önerdiği tedbirleri içeren ünlü risalenin sahibidir. Bu küçük, ama değerli eserinde sunduğu açıksözlü ve dürüst öneriler sayesinde IV. Murad'ın yakın dostu olup onunla Bağdat Seferi'ne çıkmıştır. IV. Murad'ın ölümünden sonra tahta çıkan l. İbrahim'e de devlet teşkilatı hakkında ikinci bir risale sunmuştur. Yüzyıllar öncesinden gelen bilgilerin ve önerilerin özetlendiği bu kitabı okuduktan sonra aradan neredeyse 400 yıl geçmiş olmasına rağmen Osmanlıdan günümüze devlet idaresindeki ana sorunlarda pek bir değişiklik olmadığı hissine kapılacaksınız...Padişahımızın malumu olduğu üzere Osmanoğullarının ulu soylarından gelen padişahlar arasında, her şeyden önce memleketinin genişliği, hazinenin çokluğu ve ululuk yönünden en üst mertebeye çıkanı merhum ve mağfur Sultan Süleyman Han'dı. Ve yine âlemin bozulmasına sebep olan haller dahi onun zamanında ortaya çıktı; ama devlet gücünün en üst mertebesinde olduğu için belirtileri o zamanda duyulamasa da birkaç senedir ki artık görülür oldu. ... Nedimler ve diğer yakınlar, padişahın huzur-ı hümayununda kendilerine yer ve rütbeler bulup, saltanat işlerine müdahale eder, vezir-i âzamlara nice olmayacak teklifler eder oldular. Eğer onlar isteklerine müsaade etmezlerse hepsi gönül ve fikir birliği edip, huzur-ı hümayunda fırsat buldukça haklarında nice iftiralar edip, padişahın gazabını hiç durmadan kışkırtarak günahsız yere kimini kati, kimini sürgün ettirdiler ve kiminin de varını yoğunu aldırıp, pek çok hakaretlere uğrattılar. ... Kendileri tamamen doyduktan sonra her biri maiyetine nice tımarlar ve zeametler verdirip, kılıç erbabının dirliklerini kestiler. Müslümanların beytülmalını ziyana uğratıp, âlemi bu hale getirdiler. ... Rüşvet kapısını açarak sancaklara, beylerbeyilere ve diğer padişah mansıblarına karışmaya başladılar. ... Hak sahibi olan bir alay iş görmüş ve emektar, yarar ve yiğit kullar itibarsızlık köşesinde namsız ve nişansız kalıp, ayaklar altında çiğnenerek fakirlik ve hiçlik içinde kaldılar. Tımar ve zeamet erbabı tamamen yok oldu. Bu yüzden de yapılan savaşlar bir varıp bir gelmekten ve belki mamur memleketleri yakıp yıkmaktan ibaret kaldı, fetih ve zafer yok oldu. Disiplin ve düzen âlemden kalktı. ... Her ne kadar fitne ve fesat çıktıysa bu gibi insanlardan oldu. ...